Bugün, 15 Temmuz 2020 Çarşamba


. Bu ülkede neredeyse her gün çocuklar annesiz kalıyor, acılı anne babalar kızlarını toprağa veriyor.

. Bu ülkede neredeyse her gün çocuklar annesiz kalıyor, acılı anne babalar kızlarını toprağa veriyor.

Ne yazık ki, her gün kadına yönelik şiddet ve kadın cinayeti haberleri almaya devam ediyoruz. Bu ülkede neredeyse her gün çocuklar annesiz kalıyor, acılı anne babalar kızlarını toprağa veriyor.

 

Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetin önüne geçilemiyor hatta şiddet artarak devam ediyor; yoksulluk kıskacındaki kadınlar şiddete maruz kalıyor ve kadınlar, İktidarın çıkmaza soktuğu ekonomik krizin de bedelini hayatları ile ödüyor.

AKP’nin 18 yıllık iktidarında kadına yönelik şiddet katlanarak arttı.

2002-2020 yılları arasında 15 binden fazla kadın cinayete kurban gitti; işlenen bu cinayetlerin en az yarısı aile içi şiddet sonucu gerçekleşti.

 

Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre 2003 ile 2020 yılları arasında kadın cinayetleri % 392 arttı.

Bugün gelinen noktada, 18 yıllık AKP iktidarının cinsiyet eşitliği konusunda bütün dengeleri kadınlar aleyhine çeviren politikaları, kadınları hayatın her alanında eşitsiz bir hayata mahkum ediyor.

 

AKP tarafından ısrarla kadın ve erkeğin eşit olmadığı söylemlerinin kullanılması, kadınlara şiddet, işsizlik, yoksulluk olarak dönüyor.

Türkiye'de son yıllarda artan şiddet eğilimi, cinayet, yaralama, taciz ve tecavüz olaylarının hepsinin temelinde yıllardır şiddeti öven ifadelerin olduğu, yadsınamaz bir gerçek.

Ekonomik kriz ve neden olduğu işsizlik, her gün yapılan zamlar ve yoksulluk da, sosyal bozulmalara ve şiddete neden oluyor. Kadına yönelik şiddeti ve kadın cinayetlerini konuşurken bu gerçeği de unutmamak gerekiyor.

Çünkü:

İşsizlik ve yoksulluk vatandaşlarımızın ruh sağlığını etkiliyor, suçlanma oranlarında, boşanmalarda, şiddet ve cinayetlerde, depresyon ve hatta intihar oranlarında ciddi bir artış yaşanıyor. Kredi kartı borçları nedeniyle cinnet geçirip uygulanan şiddet ve işlenen cinayetler, kadına karşı şiddet, evden kaçma ve cinsel istismar, beyin göçü gibi birçok sorunla karşı karşıyayız.

 

Türkiye’de kadınlara yönelik sosyal ve ekonomik engellerden kaynaklanan olumsuz önyargıların yaygınlığı nedeniyle kadınların işgücü piyasasına girerken ve bu piyasada tutunurken önemli zorluklarla karşılaştığı ve erkeklere oranla daha düşük ücretle çalıştırıldığı bilinmektedir.

Ülkemizde kadınların işgücüne katılımı Dünya ortalamasının oldukça altındadır.

 

Bu noktada,

Kadın örgütleri, kadın karar alıcılar ve kadın uzmanlardan, politikalar için görüşlerini almak, uygulama ve izleme süreçlerine katmanın önemine dikkat çekmek isteriz.

 

Kız ve erkek çocukların kaliteli eğitime erişimi ve kadınların eğitim olanaklarından en üstü düzeyde faydalanması toplumsal refahı artıracağı gibi gelecek nesillerin bilinçli yetiştirilmesinde ve çağdaş toplumlara ayak uydurabilme konusunda da önemlidir.. Kadınların eğitim seviyesinin artması, kişisel donanımlarının yüksekliği, toplumsal yaşam kalitesinin artması ile doğrudan ilişkilidir.

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi, “Bir millet kadın ve erkek iki cinsten oluşur. Toplumsal, ilerleme için önce kadının ilerlemesi gerekiyor.” Kadını ve bu sayede toplumu güçlendirmeye yönelik yapılan çalışmalar ve projelerde bu sözün ışığında hareket etmeliyiz; çünkü kadına yönelik ayrımcılığın, şiddetin son bulduğu, kadın erkek eşitliğinin toplumun her alanında yaşanabildiği adil, eşit ve özgür Türkiye’ye yine Türk Kadını hayat verecek.

 

 

SİBEL ALTINPINAR

CHP İL KADIN KOLLARI BAŞKANI