Bugün, 11 Temmuz 2020 Cumartesi


makamı, konumu, etkisi ve yetkisi ne olursa olsun hiçkimse Mustafa Kemal'in partisinin bir üyesini hiçbir örgütle yan yana getiremez.

makamı, konumu, etkisi ve yetkisi ne olursa olsun hiçkimse Mustafa Kemal'in partisinin bir üyesini hiçbir örgütle yan yana getiremez.

Hukukun ne kadar önemli olduğunu Fatih Sultan Mehmet'in “Adaleti yaşat ki devlet yaşasın” sözü, yine Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk'ün “Adalet mülkün temelidir” sözleri özetlemektedir. Hafta başında Ankara'da akla ziyan olaylar yaşandı. Savunmanın, savunmaya muhtaç bırakıldığı günleri yaşadık. Cübbelerini giyen baro başkanlarımızın tartaklanıp, yumruklanıp Ankarada Anıtkabir'e yürüyüşünün izin verilmediği, bu ülkenin başkentine sokulmadığı günleri yaşadık maalesef. Avukatlarımızın gece yağmur altında sabahlaması, Avukatlarımıza Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin gönderdikleri çadır ve yiyeceklerin dahi ulaştırılması, resmen savaşta esirlere yapılmayan muameleler bu ülkenin onurlu hukukçularına karşı yapılmıştır.Tüm Baro başkanlarımıza, Aksaray Baro başkanı Erhan Toprak’ın şahsında ilimizi temsilen tüm Baro başkanlarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz. Hukuk mücadelesi verdiniz, onurlu bir duruş mücadelesi verdiniz, hukukun kimsenin emrine giremeyeceğini net bir şekilde gösterdiniz. Hepinizi yürekten selamlıyor ve teşekkür ediyorum. Değerli arkadaşlarım, aslında Ankara'da yaşadığımız olay da, son zamanlarda yaşadığımız olaylar zinciride hukukun ne hale geldiğinin açık göstergesidir. Türk yargısı maalesef Devlet Bahçeli'nin tweetleri ile hareket eder ve ona göre karar verir hale gelmiştir Siyasetçiler maalesef Türk yargısını muhalefetin üzerine bir sopa olarak kullanmaktadır. Bu çok tehlikeli gidişattan bir an önce dönmeye, Hukukun üzereinden siyasetçilerin elini çekmesini özellikle talep ediyoruz. Bu böyle devam ederse bunun altından kalkamaz. Son birkaç gün içerisinde biliyorsunuz Devlet bey bir tweet attı. Fetö sanığı, Zaman gazetesinin 15 Temmuz'a kadar olan yazarı ve bu ülkede Fetö’nün muktedir olduğu günlerde onlarca yüzlerce Atatürkçü, namuslu insanı kalemi ile cezaevine girmesini sebep olan Mümtazer Türköne'nin dosyasının tekrar incelenmesini talep etti. Bu bir talep değildir,talimattır. Ülkücü şehidin abisi olmak ya da başka birisinin akrabası olmak bir davadan yırtmak için bir istisna değildir.Devlet bey derhal hukukun üzerinden elini çekmelidir. Son zamanlarda Cumhuriyet Halk Partisi üzerinde oynanan hukuk gasplarınada değinmek istiyorum.Biliyorsunuz İzmirde Camilerden 'Çav bella' çalındı ezan yerine. Bunu kim yaptı, sorumlusu kim diye hiç kimse soruşturma geçirmedi. Bunu haber yapan,bu skandalı kim yaptıysa hemen bulunsun çağrısı yapan İzmir eski il başkan yardımcımız Banu Özdemir gözaltına alındı ve yargılanmaya başladı. Yine Karabağlar eski belediye meclis üyemiz Dila Koyurga, 7 yıl öncesinde attığı bir tweetden dolayı yargılandı, yargı aşaması devam ediyor. Genel başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu Çubuk ilçesinde bir saldırıya, linç girişimine maruz kaldı, ölümden döndü. Genelkurmay Başkanından Milli Savunma Bakanına kadar devletin tüm yetkilileri oradaydı ve kimse kılını kıpırdatmadı. Bu konuda bir tweet atıp, “Devlet nerede? Ana muhalefet partisinin Genel başkanı ölümden döndü” diyen Bahçelievler eski ilçe başkanımız Hüseyin Özkahraman’da hapse mahkum edildi ve bu dava ile ilgili hiçbir şey yapılmadı ve bir soruşturma başlatılmış değil. Yumruk atan, linç girişimde bulunan, yakın bu evi diyenlere hiçbir şey yok, Devlet nerede diyen Bahçelievler eski ilçe başkanımız maalesef hapse mahkum oldu. Yüreğir Gençlik Kolları başkanımız, kaymakama bu yardımı kime götürüyorsunuz diye sorduğu için Cumhurbaşkanının talimatıyla hapse mahkum edildi. Değerli arkadaşlarım son yaşanan da İstanbul il başkanımız Sayın Canan Kaftancıoğlu ile ilgilidir. Canan Hanım maalesef 9 yıl 8 ay hapse mahkum edildi, 7 yıl önce tweetlerden dolayı. Tarihe dikkatinizi çekmek istiyorum. 23 Haziran 2020 yılında, yani İstanbul seçimini

kazandığımız yılın 1.yıl dönümünde Canan Hanım'ın hapis istemi onaylandı. Kimse bu tarihi bana tesadüf diye anlatamaz.

Bu mahkumiyet, 23 Haziran 2019 da Cumhuriyet Halk Partisi'ni seçen İstanbullu seçmene gözdağıdır, onun tercihi ile hesaplaşmaktır. Bu hukuki bir karar değildir, talimatla siyasi bir karardır. Canan hanımı ya da herhangi bir Cumhuriyet Halk Partiliyi kimse PKK ile yan yana getiremez, haddide değildir. Son Baro olaylarına değindim gibi Baroları bölme, parçalama ve çoklu Baro yapmak; AK Parti’nin Barolar Birliği Başkanlığının seçimini kazanacağı hale getirmek için yapılan görüşmede AK Parti, HDP grubu ile görüştü.Hani AK Parti'nin deyimi ile söylüyorum PKK eşittir HDP diyordunuz. O zaman AK Parti iki gün önce PKK ile mi görüştü diyeceğiz? Buradan bu anlam çıkar değerli arkadaşlar. İşinize geldiği zaman, bu ülkeyi dizayn edeceğiniz zaman herkesle görüşmek meşru, işinize gelmediği zaman evinizdeki pisliği Cumhuriyet Halk Partisi önüne süpürecek ve bu işten yırtacaksınız. Hani HDP eşittir PKK’ydı? Bu söylem Cumhurbaşkanımızın söylemi, İçişleri Bakanının söylemi. Geçtiğimiz günlerde Midyat'ta 3 belediye meclis üyesi HDP den AK Partiye katıldı. Buna PKK’dan transfer mi diyeceğiz şimdi? Buna cevap vermeli AK Partili yetkililer. HDP grubu ile görüşmesini açıklamalı, HDP’den transfer ettiği meclis üyelerini de yasal bi parti'den mi yoksa PKK’dan mı transfer edildiğini kamuoyuna açıklamalı.

 

Tekrar söylüyorum; makamı, konumu, etkisi ve yetkisi ne olursa olsun hiçkimse Mustafa Kemal'in partisinin bir üyesini hiçbir örgütle yan yana getiremez.Fetö olaylarına değinecek olursak eğer Dila Koyurga örneğinde olduğu gibi, Canan Kaftancıoğlu örneğinde olduğu gibi 7 yıl öncesinin tweetlerine dönecek olursak AK Parti'nin meclisteki Grup kuracak milletvekili kalmaz, hükümet kuracak bakanı kalmaz, illerde ve ilçelerde teşkilat kuracak üyesi kalmaz. Hani Fetömetre icat ettiler ya son zamanlarda, buradan sesleniyorum; yüreğiniz yetiyorsa o Fetömetreyi AK Parti’nin teşkilatına uygulayın, milletvekillerine uygulayın ve çıkan sonucu kamuoyuna paylaşın. O Fetömetre nasıl sonuç verecek görürüz. Fetö nerede büyümüş, nerede odaklanmış bunun sonucunu göreceğiz. Değerli arkadaşlarım anlattığım bu örneklerin tamamı muhalefeti sindirme, hizaya getirme, susturma ve diz çöktürme hareketleri olduğunu net bir biçimde görüyoruz. Tamamızı o yaptığınız devasa cezaevlerine de dolduracak olsanız, tamamımızı tutuklasanız, yargılasanız da ne yaparsanız yapsanızda; Cumhuriyet Halk Partisinin hiçbir ferdine diz çöktüremezsiniz, boyun eğdiremezsiniz. Hiçbir şeyden korkmuyoruz. Biz 1919’larda 7 düvelden çekinmediysek, bugün de sizinin gözaltı tehditlerinizden, tutuklama korktuklarımızdan asla yılmayız, çekinmeyiz. Bu ülkenin vatandaşlarının haklarını savunmak için her zaman sesimiz çıkacak ve konuşmaya devam edeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi'ni susturamayacak ve duramayacaksınız. Bunu herkes böyle bilsin. Bir kez daha sesleniyorum; bir an önce bu ülkenin hakim ve savcılarını rahat bırakın. Baskıyla, talimat ile değil vicdanı ile karar verecek noktaya gelmesine müsaade edin. Aksi takdirde vakti gelir sizin de o bozduğunuz yerle bir ettiğiniz hukuk sistemine ihtiyacınız olur. Tarih tekerrürden ibarettir. Fetö'cülerin 2007'den 2013'e kadar bozdukları hukuk sistemine en çok yine onların ihtiyacı oldu. Bugünün sarayları, saltanatları, güçleri geçicidir. Ama Hukuk sistemine sahip çıkarak kalıcı bir demokrasi ve özgürlük ortamı yaratırsak bu ülkede bir daha böyle mağduriyetler olmaz

diyorum. Bu yapılanların; Canan Hanım'a ve söylediğim arkadaşlarımıza yapılanların hepsi bizim mücadele azmimizi kamçılamaktan başka bir işe yaramıyor. Hepinize saygılarımı sunuyorum.

 

Ali Abbas ERTÜRK

CHP AKSARAY İL BAŞKANI