Bugün, 29 Ocak 2022 Cumartesi


TEKNOLOJİK DONANIMLI, MODERN VE ÇAĞDAŞ İNSANLIK KÜRESEL HASTALIKLARA VE AFETLERE KARŞI ÇARESİZ!!!

TEKNOLOJİK DONANIMLI, MODERN VE ÇAĞDAŞ İNSANLIK KÜRESEL HASTALIKLARA VE AFETLERE KARŞI ÇARESİZ!!!

 

Dünya'nın bazı bölgeleri kuraklık ve yok edici yangınlarla boğuşurken, diğer bölgeleri ise kontrol edilemeyen sel felaketleriyle mücadele etmektedir. Ayaklarımızın altındaki toprak sallanmakta, kasırga ve fırtınalar önüne gelen her şeyi yıkıp paçavra haline dönüştürmektedir. İnsanlar hayatlarını, sevdiklerini, varlıklarını ve geleceklerini kaybetmektedir. Pek çok insan, yıkılmış ve harabeye dönmüş evlerinin ve kentlerinin önünde çaresizce oturmakta; ne barınabilecekleri bir yer ne de içebilecekleri su, kullanabilecekleri elektrik, yaşamak için tüketebileceği gıda maddesi veya giyecekleri elbise kalmamıştır. 

İnsanoğlu, çaresiz bir şekilde dünya çapındaki tüm bu vahim doğal afetlere karşı savaşırken, doğal afetlerin insan eliyle oluşan nedenlerine karşı maalesef duyarsız kalmaktadır. Kur’anı Kerim’de bütün canlıları kapsayan doğal dengenin korunması hususunda defalarca uyarılmamıza rağmen, bu dengeyi, maalesef, kendi ellerimizle tahrip etmiş  bulunmaktayız.
Bilimsel bir tartışmaya girmek istemiyorum. Daha ziyade, küresel dengenin bozulmasından gerekli sonuçları çıkarma amacı içerisindeyim. Korona krizi, işsizlik, eğitim, güvenlik, ekonomik ve finansal krizler gibi her bölgenin veya ülkenin kendi sorunları olsa da, iklim krizi, içinden sadece ve sadece ortak bir bilinç ve çabayla çıkabileceğimiz ahlâki, küresel ve varoluşsal bir kriz olarak öne çıkmaktadır. İnsanlık, bu dünyada, dünyanın bütün canlıları ve varlıklarıyla ancak karşılıklı sorumluluk çerçevesinde yaşayabileceğini kabul etmelidir. Çevremize karşı olan bu sorumluluğumuzun, insanlığın geleceğine yönelik temel bir yükümlülüğümüz olduğu unutulmamalıdır.

Çevreye karşı olan sorumluluğumuz Kur’an-ı Kerim‘de ‘'denge’' ifadesiyle anlatılmakta ve şöyle buyurulmaktadır. “Güneş ve ay bir hesap ve ölçüye göre hareket ederler. Yıldızlar ve ağaçlar da secde ederler. Göğü yükselten de O’dur; her şeyi bir denge ve ölçü içinde yaratan da.Öyleyse ey insanlar! O dengeyi sakın bozmayın! ”Yine Kur’anı Kerim 'de’' bu dünyanın herkesi besleyebilecek kaynağa sahip olduğu ifade edilmekte ve saydığımız, sayamadığımız her şeyin, hayvanlar, bitkiler hatta rüzgâr ve suyun bizlere birer emanet olduğuna dikkatimiz çekilmektedir. “Yeryüzünü de yaşamınız için bir döşek gibi yaydık, oraya sağlam dağlar yerleştirdik, orada ölçüleri belli her türden ürünler bitirdik. Yine orada hem sizin için hem de rızkı size borç olmayanlar için uygun geçim şartları yarattık. Her şeyin hazineleri sadece bizim katımızdadır ve biz oradan indirdiğimizi belirli bir ölçüye göre indiririz. Nitekim biz, rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik de gökten su indirip onunla sizin su ihtiyacınızı karşıladık. Onu bulutlar da  saklayan siz değilsiniz.”

Çocuklarımıza ve torunlarımıza yaşamaya değer bir dünya bırakabilmek için her birimizin kendisine, bu sorunun giderilmesi için neler yapabileceğini sorması gerekmektedir.
Tüketici davranışlarımızı gözden geçirebilir, tüketim mallarını daha uzun süre kullanabilir ve geri dönüştürebiliriz. Hareketliliğimizi, yani araç kullanımımızı sorgulayabilir ve alternatif ulaşım araçlarını kullanabiliriz. Yiyecek alışkanlıklarımızı değiştirebilir, yöresel, mevsimlik ve organik ürünleri daha bilinçli tükete biliriz. Kalorifer, soba ve diğer alternatif ısınma seçeneklerini değiştirebilir, enerji ve kaynak israfını önleyebiliriz. 

Bu şekilde  dünya 
Elektrik şirketleri, otomotiv endüstrisi, tarım ve elbette şehir planlaması, konut ve ulaşım daha çevre dostu bir hale getirilmelidir. Daha yoksul bölgelerin ve gelecek nesillerin yararına, iklim adaletini sağlamak için, gelişen sanayileşmenin yeniden düşünülmesi gerekmektedir. 
Kâr hırsı, ekonomik büyüme, kitlesel tüketim ve çöpe atma, yani israf zihniyeti gelecek nesiller veya dünyanın daha fakir bölgeleri aleyhine ve zararına kontrolden çıkmamalıdır. 

Zira bu, orantısız bir şekilde kaynakları israf eden ve çevre kirliliğine yol açan sanayileşmiş ulusların resmî ve ahlâki başarısızlığının bir ifadesi olacaktır. Stokçuluk, faiz ve dövize yatırım yapanları  millet olarak engelleyip, üreten, eğiten, geliştiren, yurt için de ve yurt dışında büyük pazarlara sahip olabilecek yetenekte bilinçli bireyler yetiştirmeliyiz.
Vatanını, milletini düşünen seven bireyler, karaborsacılık yapmaz, parayı faize ve dövize yatırmaz, ülke ekonomisinin ve halkının  kalkınması için elindeki malı ve parayı üretim, eğitim, sağlık ve bir çok alanda kullanılması amaçlı  piyasaya sürer. Vatansever insanlar şahsi menfaatleri için mücadele etmez, her şeyi vatanı ve aziz milleti için yapar. Evsiz, ekmeksiz, susuz, kıyafetsiz yaşayabiliriz, lâkin! Vatansız bırakın yaşamayı, nefes bile alamayız. 
Rabbim ümmet olarak bizleri Vatansız, Bayraksız ve Ezansız yaşatmasın, bu kutsal değerler uğruna şehadet nasip etsin inşallah!

Sevgi ve muhabbetlerimle...
Mehmet KORKUTATA