Bugün, 20 Nisan 2021 Salı

Erdogan Kaya


Erbakan hoca vefat edince anlaşıldı

Erbakan hoca vefat edince anlaşıldı


 

Bu gün rahmetli Prof. Dr. Necmeddin Erbakan hocamla ilgili düşüncelerimi yazmak istiyorum. Aslında vefatının 1 Mart olması nedeni ile bu yazıyı yazmak istiyordum, ancak il dışında olmam nedeni ile fırsatım olmadı. Erbakan Hocamı başta ben olmak üzere hiç kimse anladı diyemem, anlayanlar oldu ama nları da dinleyip itibar eden olmadı. Bu görüşe muhafazakar olan da olmayan da aynen hocanın görüşlerine karşı idi.

Siyasi hayatı boyunca, dünya Müslümanlarını bir araya getirmek için yoğun bir çaba ortaya koyan Necmettin Erbakan, İslam aleminin siyasi, teknolojik, kültürel ve para birliği idealini savundu.

Fikir babası olduğu D-8 oluşumuyla Türk ve Müslüman alemine "kurtuluş reçetesi" sunan Erbakan, dünya üzerindeki yaklaşık bir buçuk milyar Müslümanı tek çatı altında toplamayı hedefledi. Türk siyasetine ideolojisi ve üslubuyla yeni bir heyecan getirmişti.

Ben rahmetlinin hayatını anlatmak istemiyorum, neden önü kesildiğini anlatmak istiyorum. Odalar Birliği Başkanlığının engellenerek kendisi görevden alınmıştır. 1969 da Konya'dan bağımsız Milletvekili adayı olarak üç milletvekili çıkaracak kadar oy almıştır.

Erbakan hocamı 1970 yıllarından itibaren tanıyorum. Neden derseniz o dönem 12 Mart muhtırasında Milli Nizam Partisinin kapatılması ile tanıdım. Uzun siyasi hayatı hep engellerle geçen hocanın tek bir suçu vardı, Müslüman olması ve Müslümanlara sahip çıkması.

Dönemin siyonist ve Mason düşünceli siyasileri hocayı başarısız etmek için her yolu denediler. Bizlerde Allah affetsin o dönemlerde öğrenci iken Yeni Asya gurubu ile beraber hareket etmekte idik. Bizler genç olduğumuz için sürekli beyinlerimiz yıkanmıştır.

Kuran öğrenmeye gittiğimiz kursta'da aynı düşünce vardı. Dini konuları öğrendiğimiz kadar siyaseti'de bir siyasetçi gibi öğrendik. Genç yaşta Demirel mitinglerine gide, “ nurlu Demirel” sloganları atardık. Tabi bu arada Erbakan düşmanlığı yapardık.

Bunu yapan ve yaptıranlar ise Müslüman ve dindar kimselerdi. Asıl görevimiz Kuran ve Sünnet tebliği etmek olması gerekirken, siyaset ve Erbakan düşmanlığı neyimize idi bunu hala anlamış değilim. Bu düşüncemiz 1983 yılına kadar devam ettiğini söyleyebilirim.

Yeni Asya Gazetesinden de zaten arkadaşlarımızla beraber bu düşünceden ayrıldık diyebilirim. Dindar bir gazete çıkaracaksın, her gün Erbakan Hocaya düşmanlık yapacaksın. Sürekli Demirel manşetlerini atacaksın, ama hiçbir partili sol gazetelere verdiği değeri sizin gazetenize vermeyecekler. Gazetenin yayın düşüncesi değişmesi lazımdı ama olmadı.

1985 yılından sonra rahmetli hocayı anlamaya çalıştım. Ama o dönemin gizli güçleri Erbakan Hocayı yok etmek için her türlü entrika ve planları uyguladılar. Rahmetli en çok partisi kapanan bir siyasetçi olmuştur.

Erbakan ismi ile iktidar yapılmayacağını anlayan Sayın Tayyip Erdoğan’da Ak Parti’yi kurarak çıkış yapmak istedi. Ben zannetmiyorum ki, Erdoğan bu çizginin dışına çıksın, iktidara ulaşmak için parti kurarak ülke yönetimine gelmiştir.

Rahmetli Erbakan Hoca’nın şimdi bakıyorum her sözü altın harflerle yazılarak kullanılıyor. Demek ki, Hocanın söylemleri ve ülke idaresine getirmek istediği düşünceler çok haklı ve doğru bir yol imiş.

Fabrika kurdu, sahte temel dedik, namaz kıldı bir vakitte üç sefer namaz kılıyor dedik. Ağır sanayi dedi gülüp geçtik. Ne zaman iş başına gelse engellerle karşılaştı. Memur ve işçiler yüzde yüzün üzerinde ilk defa onun döneminde zam almıştır.

Gençliğimizde her ne kadar yanlış yönlendirilerek kendisine muhalif olsak da onu geçte olsa sağlığında anladık. Umarım geçmişteki yanlış söylemlerimizi Allah affeder. Ben bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun. Muhsin Yazıcıoğlu gibi onu da vefat edince anladık. Umarım yaşayan efsaneleri hayatta iken anlarız.