Bugün, 20 Mayıs 2022 Cuma

RASİM GÜL


KARŞILIKSIZ, ÖMRÜNÜ KİMLER FEDA EDER?

KARŞILIKSIZ, ÖMRÜNÜ KİMLER FEDA EDER?


 

Milletlerin kalkınması ve ebet-müddet yaşamasının tek şartı idarecilerinin ve bilim insanlarının ömrünü karşılıksız feda etmesine bağlıdır. Bunun en güzel örneği Osmanlı İmparatorluğudur. Ömrünü veren idareci ve bilim insanı olduğu için 624 yıl ayakta kaldı. Bilim ve teknolojide geri kaldığı için ömrünü tamamladı. İnsanı, Millet ve Devleti sırtında taşıyanların kimler olduğuna bakalım.

 

Elbette ilk akla gelen analardır. Bütün anaların evlatlarına bıkmadan, usanmadan öf bile demeden, günlerce başlarında uykusuz kalsalar, her gece defalarca uykudan uyansalar bile sevgi ve şefkatlarından hiçbir şey eksilmez. Yemezler yedirirler, giymezler giydirirler bekledikleri tek bir gülücüktür.

 

İkinci sırada, Selçuklu ve Osmanlılardaki Akıncılar geliyor. Akıncı at üstünde sınırı bekler, buyruk geldiğinde küffar içlerine sefer yapar. Evi barkı, eşi, çocukları, hanı, hamamı, konağı, tarlası, çiftliği yoktur. En kıymetlisi serveti bir tek atı ve atının sırtında ki eyeridir. Ömür boyu devletine ve milletine hizmet için akıncı olarak şehadete koşar.

 

Devleti elbette lider öncülüğünde millet kurar ama karşılıksız ömrünü feda edenler yaşatır. Yakın tarihteki devletlerimize bakalım; Büyük Selçuklu, 1037- 1194 ömrü 157 yıl. Anadolu Selçuklu, 1077- 1308 ömrü 231 yıl, Osmanlı, 1299- 1923 ömrü 624 yıl, Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1923 bol sallantılı ama şükür 99 yıldır dimdik ayakta. İçeriden ve dışarıdan her türlü hücuma ve hıyanete dayandı. Dayanmaya da devam ediyor.

 

Yakın tarihteki üç devletimizin ayakta kalma süreleri karşılıksız ömrünü devletine adayanlarla uzayıp kısaldığını göstermektedir. ‘’Ya devlet başa, ya da kuzgun leşe’’ ideali ile devlet idaresine talip olan padişahlar dâhil bütün sadrazamlar, vezirler, beylerbeyiler ve hatta şeyhülislamların kelleleri pahasına bu göreve gelmişler, yanlış yaptıklarında kelleleri alınmış dolaysıyla Osmanlı 624 yıl ayakta kalabilmiştir.

 

Biz 22.ci yüzyılda kelle alınsın demiyoruz ama yapanın yanına, kar kalmasını da istemiyoruz. Hazineye el uzatanın eli kesilsin demiyoruz ama uzanan eller yok edilsin, halkın hakkı da yedirilmesin istiyoruz. Hak edene devlet ihalesi verilsin ama müteahhidin çalmasına engel olunsun istiyoruz. Ömrünü devlet ve millet için harcayan hiç kimse geçim sıkıntısı, gelecek gaygusu içinde olmasın ki daha başarılı olsun istiyoruz.   

 

Üçüncü sırada; devletinin bekası ve milletinin güvenliği için karada, denizde ve havada başta PKK terör örgütü olmak üzere bütün şer güçlerini, hainleri yok etmek ve ömürleri sınırı beklemekle geçen kahraman subay, asker ve polisimiz gelmektedir. Bunlar adsız ve sesiz kahramanlardır. Bunlar şehit olur, analar ağlar evlatlar yetim kalır, devlet tören yapar ve kanlarının yerde kalmayacağını söyler, görev tamamlanır. Hiçkimse bu kurumda bihakkın çalışana dokunmasın, hakkı yenilmesin istiyoruz ki Devlet yaşasın.

 

Tarihimize baktığımızda, bilim sahasında ömrünü ve hayatını feda eden ulusal ve uluslararasında pek az bilim adamımız var. Buda yüzyıllardır bilime ve bilim adamlarımıza kıymet verilmemesinden kaynaklanmaktadır. Çok az insanımız bilimle uğraşarak bilim alanında buluşlar yapmış ve insanlığa katkıda bulunmuşlardır.

 

Valimiz Hamza Aydoğdu ve Belediye Başkanımız Dr. Evren Dinçer’den beklentimiz 2022 yılı içerisinde bütün okulları taratarak ‘’Bilim İnsanı olabilecek’’ çocuk ve gençleri tespit ettirip kayıt ve takip altına alınmasını sağlamalarıdır. Dünya’ya göre az sayıda da olsa önde gelen bilim insanlarımızı sıralayarak hatırlanmasını ve örnek alınmasını istiyoruz.

 

FERYAL ÖZEL,

Astrofizikçi: 2013 yılında Amerikan Astrofizik Derneği tarafından en başarılı astrofizikçilere verilen ‘’Maria Goeppert Ödülünü’’ aldı.

 

AZİZ SANCAR,

 Moleküler Biyolog: Nobel Kimya ödülünü aldı. DNA onarımı, biyolojik saat, kanser tedavisi gibi konular üzerine 288 bilimsel makale, 33 kitap yayınladı. Teksas ve Yale Üniversitelerinde tezler verdi.

 

CAHİT ARF,

Matematikçi: 10 TL. lik banknotlarımızın arkasında resmi bulunan Ordinaryüs Prof. Cahit Arf, matematik alanında çalışmalarıyla biliniyor. Bilim dünyasında Arf Sabiti, Arf Halkaları ya da Arf Sarmalları olarak bilinen matematiksel buluşun sahibi. Alman matematikçi Helmut Hesse ile birlikte Hesse-Arf Kuramını geliştirdi.

 

HULUSİ BEHÇET UZ,

Birinci Dünya ve Kurtuluş Savaşlarında, Edirne, Eskişehir ve Kırklareli’ndeki hastanelerde Dermatolog olarak çalıştı. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri Hastalıkları ve Frengi Kliniğini kurdu. Prof. Unvanını alan ilk Türk’tür. Tıp Dünya’sında Hipokrat’tan bu yana kesin olarak tanımlanamayan bir hastalığın üzerinde çalıştı. Bu gün o hastalık Behçet Hastalığı Trisymtom Behçet adıyla anılıyor.

 

ŞERİF MARDİN,

Toplum Bilimci, Galatasaray Lisesini, Stanford Üniversitesi Siyasal Bilimler Bölümünü bitirdi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde hocalık yaptı. Boğaziçi Üniversitesi İİBF Sosyoloji Bölümünü kurdu.

2007 yılında ‘’Mahalle Baskısı’’ terimini dile getirdi. Sosyal Bilimlerin Türkiye’de bilimsel olarak geldiği noktada, Şerif Mardin büyük katkı sağladı.

 

 CANAN DAĞDEVİREN,

Fizik mühendisi ve mucit, Harvard Üniversitesi Genç Akademi üyeliği bulunan ilk Türk. Giyilebilir teknoloji, esnek Elektronik cihazları ve yeni nesil devreler üzerine MIT Media Lab’da araştırmacı olarak görev yapan Dağdeviren, cilt kanserini tespit edebilen giyilebilir kalp çipini İCAT etti.

 

NAŞİDE GÖZDE DURMUŞ,

Biyokimyager, Stocndford Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Bölümü’nde araştırma görevlisi. Kanserin erken teşhisi üzerine yaptığı çalışmalarda adını duyurdu. MIT technology Review tarafından ‘’Tıpta ve Biyolojide Çiğir Açan Lider’’ olarak tanımlandı.

 

ORHAN PAMUK,

1952 de İstanbul’da doğdu, Robert Kolejden sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Mimarlık ve İstanbul Üniversitesi’nde gazetecilik okudu. 2006 da Nobel Edebiyat Ödülünü kazanarak, Nobel alan ilk Türk vatandaşı ve bu ödülü alan en genç iki kişiden biri olmuştur. Kitapları 63 dile çevrildi. Yüzü aşkın ülkede yayımlandı ve 13 milyon baskı yaptı.

Ömürlerini bilime veren, bilim insanlarımıza devam edeceğiz.

                                                                                            Hayrola, Muvaffak Ola, Muzaffer Ola.