Bugün, 20 Mayıs 2022 Cuma

Erdogan Kaya


Sevilmeyi kendimize ait görmeyelim

Ayrıca unutmayalım ki kul olarak bize düşen affetmek değil sadece hoş görmektir…


Sevgi deyince insanlar sevgiden hoşlandıkları halde çoğu insanları sevmezler. Halbuki insanları Allah rızası için sevmeliyiz. İlle de birilerini sevmek için bize bir yararı ve yardımı dokunduğunu mu beklememiz lazım? Ama başkaları bizi sevip taltif ederse ne kadar hoşlanıyoruz? Ama başkasının da sevgi ve saygıdan hoşlandığını hiç düşünmüyoruz. Bu bir nevi bencillik değimlidir? İlle de insanlar hep bizimi sevmeli veya hep insanlar bize karşı el pençemi durmalı? Sevgiler karşılıklı olursa işin tadı olur.

Başkalarını küçük görmek, kıskanmak, çekememek, kabullenmemek gibi birçok nedenden dolayı insanları kıskanmak adamlık değildir. Sürekli kendi nefsini ve bencilliğini düşünürsen bir gün sevgisiz bir şekilde hasetliğinden çatlar ölürsün.

Sevgi şahıslar için değil herkes için geçerlidir. Bencil insanlar zaten yeterli sevgi görmedikleri gibi yalnız yaşamaya mahkûmdurlar. Sevilmediklerini anladıklarında kudururlar. Ne kadar sevgi beslerseniz o kadar sevilirsiniz düsturunu kendimize düstur edinmeliyiz.

Sevgi ve marifetler elbette iltifata tabidir. Birisi bizim yanlış ve kusurumuzu gördü ve söyledi diye ona düşman olmak bir kindarlıktır. Karşındaki insanlarında bir insan olduğunu bilmemektir. Allah her insanı eşit şekilde yaratmıştır. Kimsenin kimseye karşı üstünlüğü yoktur. Ne zengini ve nede makam sahibi insanlar kabre farklı şekilde defnedilmiyor. Garibin cenazesinde az kişi olur diğerlerinde biraz farklı. Neticede herkes kefene sarılıyor, bunun dışında inanın başka bir üstünlükleri yoktur.

Bu kadar zor mu insanları kusurlarıyla sevmek? Hiç olmazsa oldukları gibi kabul etmek… Hilesiz hurdasız, yalansız dolansız, illa da bizim istediğimiz kalıba sokmadan, kendimize benzetmeye çalışmadan, karşılık beklemeden, gülmeden, kınamadan, arkasından konuşmadan sevemez miyiz insanları? Çatlarız vallahi!

Bizim gibi giyinmeyen, bizim gibi düşünmeyen, aynı takımı tutmayan, aynı partiye oy vermeyen, aynı dizileri izlemeyen, aynı yemekleri yemeyen, aynı şarkılara gönül vermeyen, aynı yazarları okumayan adamlarla ne işimiz olabilir? “Biz bize benzerizcilik” Ne tuhaf, ne gülünç değil mi?

Başkalarında kusur diye büyüttüğümüz şeyler, iş kendimize gelince cüceleşiverir Eloğlu yalancı adamın tekidir, siz mecbur kaldığınız için yalan söylersiniz. O, başkalarının arkasından konuşur, siz gerçekleri söylersiniz. Bazıları hatır gönül aramaz diye kınarsınız, öfkelenince ne dediğinizi bilmezsiniz. İşinizi en iyi siz yaparsınız, en iyi anne baba sizsiniz, en iyi evlat sizsiniz, kimse sizin gibi arkadaş bulamaz, kimse sizin kadar iyi düşünemez, kimse sizin kadar idareli olamaz. Siz her şeyin en iyisini bilirsiniz Sahiden böyle mi düşünüyorsunuz?

Yazık! Kendi kendinizi niye aldatıyorsunuz? İnsan kendine yalan söyler mi?

Oysa siz de herkes gibi kusurları olan bir insansınız. O zaman önce kendimizi kusurlarımızla sevmeyi öğrenelim ki başkalarındakini kabul etmek daha kolay olsun. Hayat bir kez görülen bir rüyaysa kendimiz için de karşımızdaki insanlar için de bu rüyayı kâbusa çevirmenin anlamı yok.

Hayat ve insanlara iyimser bir gözle bakmamız gerekiyor At gözlüklerimizi çıkarırsak, kendi gözlerimizle bakmayı öğrenirsek insanları olduğu gibi kabul etmenin ve kusurlarıyla sevmenin hiç de zor olmadığını göreceğiz

Bırakın bazen insanlar sizi kandırdıklarını düşünsünler. Kanmadığınızı bilmenin keyfi size yeter. İnsanlar sizden hep daha fazlasını bekliyor diye şikâyet etmeyin, yapabilecek güçte olduğunuzu düşünün yeter. Birbirimizin hayatını kolaylaştırmak elimizdeyken yapmamanın insana yakışmadığını bilin yeter

Özür dilemek ve teşekkür etmekten korkmayın İnsanın dili bunlarla aşınmaz. Düşmanlıkların sürüp gitmemesi ve dostlukların perçinlenmesi için bu iki davranışa ihtiyacımız var. Ayrıca bunlarla karşılaştığımızda kendimizi Kafdağı’nda görmenin de anlamı yok. “Bir de utanmadan özür diliyor” diyenler vardır ya, işte onlardan söz ediyorum Böylesine ne yapsan kar etmez. Davranışın inceliğini idrak edememiş bir beyin ona karşı sergilenmesi gereken doğru tavrı seçemez. Onu da öyle kabul etmekten başka çaremiz yoktur

Ayrıca unutmayalım ki kul olarak bize düşen affetmek değil sadece hoş görmektir…