Menü Aksaray haber  | Aksaray haberleri | Aksaray Sondakika| Sondakika |
RASİM GÜL

RASİM GÜL

Tarih: 20.01.2022 09:44

TÜRK MİLLETİ, HER ZORLUĞUN ALTINDAN KALKMASINI BİLMİŞTİR

Facebook Twitter Linked-in

 

Türk Milleti, her zorluğun altından kalkmasını bilmiştir, dostlar üzülmesin, dost olmayanlarda sevinmesin. Yeterki BİRLİĞİMİZ bozulmasın. Türkiye, bir okyanustur iyi yönetilemediği zamanlarda gel-gitleri (metleri ve cezirleri) suların yükselişi-çekilişi ni görmüştür. Bu gel gitler son 300 yılda belki 20 belki de daha fazla olmuştur. Ama hepsinin altından kalkmış, büyümeye ve kalkınmaya devam etmiş, Dünya’nın sayılı ülkeleri arasında yerini de almıştır.

Hedef değişmemiş her zaman güçlü ve büyük Türkiye idealini uygulamış ama med-cezirler dolaysıyla zaman kaybına engel olamamıştır. 2022-23 de milli Gelir kişi başına 20-25 bin dolar olması gerekirken, çıktığı 12-13 bin dolardan 8.000 dolara düşmüştür. Bu düşüşten kurtularak daha evvelki 12-13.000 doları ve sonrada 20-25.000 doları yakalamak için üretmek ve satmak gerekmektedir. Bunun içinde siyasette süslü, kırıcı, bölücü, aşağılayıcı, suçlayıcı kelimeleri kesinlikle kullanmamak şarttır. ‘’HAİN’’ kelimesi Türk siyaset sözlüğünden çıkarılmalıdır.

Türkiye, halkla aydını arasındaki zıtlığı gideremediği için siyasi, ekonomik daha da önemlisi kültürel alanda istenen atılımı yapamıyor. Türk aydını halkın istediği insan olmak zorunda. Türk aydını ve bürokrasisi halkın inançlarına yön vermekle görevli olmadığın kabul etmelidir. Devlet içinde ki mücadele dostları üzer, düşmanlara fırsat verir.

Nüfusu 84 milyonu geçmiş ve her sahada yetişmiş liyakat ve ehliyet sahibi binlerce insanı olan bu ülkeye kimse baş eğdiremez. Milli Birliği daha da güçlendirmek ve iç çekişmeyi önlemek lazım. Aksi halde düşmana gerek yok zaten biz-bizi hallediyoruz. Tıpkı 1960 da, 1980 de ve 2015 de olduğu gibi. 1960 ve 1980 tarihlerinden önce aslan kesilen ve bir araya gelmemek için inat eden liderler Hamza Köyde aynı sofraya oturarak birbirinden özür dilemişler ama ne fayda ülkenin 30-40 yılı gitti.

Çevremize baktığımız da; 12 milyonluk Yunanistan Amerika ve Batı’nın emrine girmiş aklınca Türkiye’ye kafa tutuyor. 3 milyonluk Ermenistan ortada kalmış adeta ekmeğe muhtaç, despotlukla idare edilen 20-25 milyonluk Suriye paramparça olmuş yıllardır kendi halkıyla savaşıyor. 2022 tarihi itibarıyla ekonomi durmuş, 8-10 milyon Suriyeli ülkeden çıkmış veya çıkarılmış, 10-12 milyonluk Suriye Hükümeti; Amerika, İran, Rusya ve PKK nın kuklası olmuş, kurbanlık koyun gibi akıbetini bekliyor.

40 milyonluk Irak’ta yaşayan 13 milyon Kürt, 4 milyon Türk, 20 milyon Arap ve 3 milyon diğer azınlıklar birbirine sırtını dönmüyor, birbirine asla güvenmediği için zaten pamuk ipliğine bağlı olan milli birlik tamamen bozulmuş, ülke Amerika, Rusya ve İran’ın elinde kukla olmuş. Bu ülkeler için Irak’ın zerrei miktar önemi yok sadece petrollerini paylaşmak sevdasındalar.

Türkiye nüfusuna eşit 84 milyonluk İRAN ise yıllardan beri okyanusta hedefini bilemeyen gemilerin dolaştığı gibi bir türlü İslam âlemine ve Dünya’ya uyum sağlayamadan ayakta kalmaya çabalıyor. Demokrasiden uzak baskı ve kapalı rejimle devlet ve halkını ayakta tutmaya çalışıyor. 84 milyonluk İran da 34 milyon Türk yaşıyor. İran’ın en büyük korkusu da İran Azerbaycan bölgesinde yaşayan Türklerin Azerbaycan Devleti ile birleşme istekleridir. Ama korkunun ecele faydası yok elbet bir gün bu birleşme olacaktır. Elbet bir gün TURAN ÜLKESİ kurulacaktır.

Türk ve İslam Âleminin, Ortadoğu’nun, Asya’nın, Afrika’nın, Avrupa’nın ve Dünya’nın barışı için üç temel ülke TÜRKİYE-İRAN ve MISIR’dır. Bu üç ülke asla karşı karşıya gelmemeli ve bir PAKT kurarak ülkelerine, bütün Dünya’ya barış getirmelidirler. Yöneticiler, Amerika, Rusya, Çin ve Batının güdümünden çıkarak, ülkelerine ve Dünya’ya huzur, getirmeye çalışmalıdırlar.

Selçuklu ve Osmanlı İmparatorlukları zamanında ve halde, hiçbir zaman Türk-Arap-Fars(Acem) halkları arasında bir sorun çıkmamış ve komşuluk haklarına daima dikkat edilerek, birbirlerine karşı sevgi ve saygı içerisinde olmuşlardır. Genelde Batı’da okumuş olanlarla, kıytırık medrese tahsili görenler ve kendini mezhepçiliğe kaptıranlar bu üç devlet arasındaki saygı ve barışı bozmuşlardır. Arap-Türk veya Türk-Arap ve Fars düşmanlığı halklar arasında yoktur. Güç için satılan okumuşların yaptığı ihanetler vardır. Bunun en önemli örneği İngilizlere satılan Şerif Hüseyin ve oğullarıdır.

Şerif’in Hicaz krallığı 5 sene sürmüş, Suud’a yenilerek İngilizlerce Kıbrıs’a sürülmüş yani hapsedilmiştir. Ürdün’e ve Irak’a kral olan Oğullarıda öldürülerek aynı akıbete uğramışlardır. Dolaysıyla ne Ortadoğu’da ne Balkanlar’da, ne de Afrika’da kurulan devletçikler kendi başlarına ayakta kalamamış ve halklarını mutlu edememişler. Çünkü yarı sömürge olmaktan kurtulamamışlardır.

İşin özü, Türkiye Milli Birliğini ve İran-Mısır ittifakını aynı zamanda Türk Devletler Birliğini en kısa zamanda kurmaya gelecek açısından mecbur ve mahkûmdur. Bunun yoluda bu ülkeleri idare edenler itişip-kakışmayı bırakıp halklarının geleceğini düşünmeleridir. İktidarda kalmak pahasına halklarının geleceğini karartmamalıdırlar. Dolaysıyla Dünya güç dengesi yeniden kurulur.

Dündar Taşer bakın ne diyor: ‘’Büyük milletler, ufku ve idealleri geniş milletlerdir. Bizim milletimiz halen bu niteliği taşımaktadır. Onun belini büken, kendi aydınının ondan uzaklaşmış ve ona zıt düşmüş olmasıdır. Bu uzaklaşışa son vermeye, milletimizden büyük görüş ve anlayışa dönmeye mecburuz. Bunun başka bir yolu yoktur.’’

                                                                         Hayrola, Muvaffak Ola, Muzaffer Ola.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —